Geri

REHBER

Reklam ajansı seçerken nelere bakmalısınız?

Reklam ajansı seçimi tek bir işin fiyatını karşılaştırmakla bitmez. Portföyde neye bakılır, teklifler nasıl eşitlenir, kötü eşleşme nasıl anlaşılır.

·

Yazan Erdem G. · İZVELA

Reklam ajansı, bir işletmenin görünen yüzünü tek elden kuran firmadır. Tabela ve araç giydirme gibi fiziksel işlerle web sitesi, arama görünürlüğü ve sosyal medya gibi dijital işleri aynı marka kararından türetir. Ajans seçimi de bu yüzden tek bir işin fiyatına bakmakla bitmez. Bu rehber, anlaşmadan önce neye bakmanız gerektiğini anlatır.

Ajans mı, tek işi yapan firma mı?

Tek bir işiniz varsa ve tekrarlanmayacaksa, o işi yapan firmayla çalışmak çoğu zaman daha hızlı ve ucuzdur. Bir tabela yaptıracaksanız tabelacı yeterlidir. Bunu söylemek bir ajansın aleyhine görünür ama yanlış eşleşme iki tarafın da vaktini alır.

Ajans, iş birden fazla yüzeye yayıldığında anlam kazanır. Logo cephede, araçta, kartvizitte ve sitede aynı görünmek zorundadır. Bunları ayrı firmalara verdiğinizde her biri kendi yorumunu katar ve marka fark etmediğiniz bir hızla dağılır. Ajansın asıl işi üretim değil, bu tutarlılığı kurmaktır.

Portföyde neye bakmalısınız?

Parlak görsellere değil, sizinkine benzer işlere. Bir portföydeki en gösterişli iş genellikle en büyük bütçeli olanıdır ve sizin işinizle ilgisi olmayabilir. Kendi ölçeğinize yakın bir örnek görmek çok daha fazla şey anlatır.

İkinci bakılacak şey işin hâlâ yaşıyor olmasıdır. Portföydeki site adresi açılıyor mu, tabela o cephede hâlâ duruyor mu. Yayından kalkmış işlerle dolu bir portföy, işlerin teslimden sonra sürdürülmediğini gösterir.

Teklifleri karşılaştırırken neye dikkat edilir?

Aynı işe gelen iki teklif çoğu zaman aynı işi tarif etmez. Web sitesinde metinleri kimin yazdığı, tabelada montajın dahil olup olmadığı, teslimden sonraki desteğin kapsamı toplamı belirler. Kalemler eşitlenmeden rakamlar karşılaştırılamaz.

Sorulacak en yalın soru şudur. Bu fiyata ne dahil değil. İyi bir ajans bunu çekinmeden söyler. Açık fiyat listesi yayınlayan bir ajansta ise karşılaştırma zaten kolaydır, çünkü kapsam baştan yazılıdır.

Kötü eşleşmenin erken işaretleri nelerdir?

İlk görüşmede size hiç soru sorulmaması kötü bir işarettir. İşinizi, müşterinizi ve rakiplerinizi sormadan teklif veren biri hazır bir kalıbı fiyatlandırıyordur.

İşi kimin yapacağının net söylenmemesi de aynı kapıya çıkar. Önemli olan, işin sonunda kime döneceğinizin baştan belli olmasıdır. Süre verilmemesi ve alan adının kimin adına kaydedileceğinin geçiştirilmesi de aynı sınıfa girer. Alan adı özellikle önemlidir, çünkü ajans değiştirseniz bile adresin sizinle kalması gerekir.

Sözleşmede neye dikkat etmelisiniz?

Dört başlığın yazılı olması gerekiyor. Kapsam, yani tam olarak neyin teslim edileceği. Süre, yani hangi adımın ne zaman biteceği. Revizyon hakkı, yani kaç kez değişiklik isteyebileceğiniz. Ödeme planı, yani hangi adımda ne kadar ödeneceği.

Bu dördü yazılı değilse anlaşmazlık çıktığında dayanacağınız bir metin olmuyor. Özellikle revizyon konusu sık sorun oluyor. Sınırsız revizyon vaadi kulağa iyi geliyor ama pratikte işin hiç bitmemesine ya da ajansın bir noktada geri çekilmesine yol açıyor. Sayıyla belirtilmiş bir revizyon hakkı iki taraf için de daha sağlıklı.

Sürekli işlerde süre ve dönüş taahhüdü yazılı olmalı. Örnek olsun diye kendi rakamlarımızı yazalım. Sosyal medya yönetiminde en kısa süre 3 ay, yönetilen hesaba gelen müşteri mesajına dönüş en geç 1 saat, revizyon hakkı sözleşmede sayıyla. Teklifte bu üçü yoksa sorun, cevap alamıyorsanız o ajansla kapsam pazarlığı sonradan başlar.

Dosyaların ve hesapların sahibi kim olmalı?

Hepsi işletmede olmalı. Alan adı işletmenin adına alınmalı, harita profili işletmenin hesabına açılmalı, sosyal hesaplar işletmenin e-postasına bağlanmalı. Ajans bunlara yönetici erişimi alır, sahiplik almaz.

Logo tarafında ayrı bir ayrıntı var. Yalnız görsel dosya teslim eden yerler oluyor, oysa tabelaya ya da baskıya gidecek bir logonun kaynak dosyası gerekiyor. Kaynak dosya olmadan logo her yeni işte yeniden çizilmek zorunda kalıyor ve her seferinde biraz değişiyor. Teslim listesinde kaynak dosyanın adı geçiyor mu, sözleşmeden önce bakın.

Ajans değiştirmek istediğinizde ne oluyor?

Düzgün kurulmuş bir çalışmada ayrılmak teknik bir sorun çıkarmıyor. Erişimler kapatılıyor, devir için gereken bilgi yazılı olarak iletiliyor ve siteniz, alan adınız, profilleriniz sizde kalıyor.

Sorun, sahipliğin baştan doğru kurulmadığı işlerde çıkıyor. Ajansın kendi hesabına açılmış bir site ya da profil, ayrılırken elinizde kalmıyor ve baştan başlamak zorunda kalıyorsunuz. Bir sitenin yeni bir adrese taşınması ise arama sıralamasını sıfırlıyor. Bu yüzden sahiplik sorusu, ajans seçerken sorulacak ilk üç sorudan biri olmalı.

Küçük bir işletme için ajansla çalışmak gereksiz mi?

Gerekliliği ölçek değil ihtiyaç belirler. Tek bir tabela için ajans gerekmez. Yeni açılıyorsanız ya da markanız birden fazla yüzeye yayılacaksa, işleri tek karardan türetmek küçük işletmede daha da çok işe yarar. Büyük işletme yanlış giden bir işi ikinci kez yaptırabilir, küçük işletmenin böyle bir payı yoktur.

Reklam ajansı ile reklam firması aynı şey mi?

Günlük kullanımda aynı, ama sektörde küçük bir çağrışım farkı var. Reklam firması denince çoğu kişinin aklına üretim yapan yer geliyor. Tabela, baskı, folyo. Reklam ajansı denince ise fikir ve tasarım tarafı öne çıkıyor. Gerçekte çoğu işletmenin ikisine birden ihtiyacı oluyor, çünkü tasarlanan şeyin bir de üretilmesi gerekiyor. Ararken hangi kelimeyi kullandığınızın önemi yok, sorulacak soru şu. Bu iş baştan sona tek elden mi çıkıyor.

Ajansla sözleşme yapmalı mıyım?

Kapsamı yazılı hale getiren her belge iki tarafı da korur. İçinde iş kalemleri, teslim süresi, revizyon hakkı ve teslimden sonraki desteğin kapsamı net olmalıdır. Alan adı ile hosting erişimlerinin kimde duracağı da yazılmalıdır. Bu maddeler konuşulurken zorluk çıkaran bir ajans, iş sırasında da çıkarır.

WhatsApp'tan teklif al